31 Temmuz 2013 Çarşamba

Yemek Yapıyoruz #12


Ramazan Ayı'nda bol bol misafir ağırlayarak bu konuda biraz daha tecrübe kazandım diyebiliriz :) Hatta öyle ki, 4 gün ardarda bile başarabildim bunu :) Masada, mantar sote, zeytinyağlı taze fasülye ve tartar soslu karides var.

Yabancı memlekette olup bir de üzerine bulunduğunuz şehirde hiçbir Türk restoranı veya Türk marketi yoksa bazı şeyler imkansızlaşıyor. Mesela tam 1 senedir yaprak sarmasına ara verdik. Hazır yufka olmadığı için mecburen börekleri elimizde açtık. Tatlılar da keza öyle. Velhasıl kelam, Ramazan Ayı'nda daha da zormuş memleketten uzakta olmak. Tabii bir de bunun manevi tarafı var. Öyle çok kalabalık sofralar, ezan sesleri, top patlamaları olmuyor ne yazık ki. Ama yine de güzeldi.


Bu salatanın sosunda nar ekşisi, zeytinyağı, pul biber, karabiber, tuz, sumak, limon var. Salata malzemeleri olarak da domates, salatalık, roka, maydanoz, taze nane, soğan doğradım. Tam bir vitamin deposu oldu :)



Bu salatanın sosunda da sirke, bal, rendelenmiş parmesan peyniri, zeytinyağı, sarımsak rendesi, tuz, karabiber bulunuyor. Ölçüleri kafama göre yapıyorum ama balı fazla koymamakta fayda var. Yani 5 yemek kaşığı sirke koyduysak 2 yemek kaşığı bal yetecektir. Salata malzemeleri için de göbek marul, roka, maydanoz ve çeri domates kullandım. Üzerine de soğan halkalarıyle bir dilim domates koydum.


Normalde limonata içen biri değiimdir. Ama bu tarif ilgimi çekti ve denedim. Çok çok hoşuma gitti. Taze naneyle zencefil limonataya çok yakıştı.

Bu boyuttaki bir sürahi için malzemeler:
2 adet limon
1 su bardağı şeker

yarım demet taze nane
bir parça taze zencefil (küçük bir parça yeterli olur çünkü keskin bir tadı var, isterseniz toz zencefil de kullanabilirsini.)

 
Limonları güzelce yıkayıp kabuklarını büyükçe bir kaseye rendeliyoruz, şekeri de koyup yarım saat bekletiyoruz. Sonra limonların sularını ve nane yapraklarını üzerine ekleyip bu şekilde bekletebildiğimiz kadar bekletiyoruz. 1 saat de olur, ben 4 saat kadar bekletmiştim vaktim vardı. Daha sonra süzgeçten geçirip, sürahiye aktararak soğuk su ilave ediyoruz. Ben suyunu fotoğraftaki gibi yarısına kadar koymuştum ama çok şekerli geldi bana. Siz tadına bakarak suyunu ayarlayabilirsiniz. Son olarak da bir iki parça küçük zencefil atıyoruz içine, rendelersek daha belirgin olur tadı ve kokusu.


Limonata ertesi gün daha da hoşuma gitti benim. Taze naneyle zencefilin tadı tam geçmişti.


Elde açtığım peynirli böreklerim. Oklava olmadığı için tereyağla açtım hamurları. Çıtır çıtır oldular ama ne kadar sağlıklıdır orasını bilemiciim :)


Çok sevdiğim havuçlu tarçınlı muffinlerim.


Yoğurdu da evde yapıyorum uzun zamandır. Ama ayarını tutturmak zormuş hakikaten. Sonunda yenebilecek türden yoğurtlar yapabilmeye başladım :) Bu da ayarı tutmuş katı yoğurdum.


Hünkar beğendiyi ilk defa denedim. Güzel oldu ama :)

 

Bu da yine ilk defa denediğim hasanpaşa köfte. Ben küçük porsiyonlar yerine bir büyük porsiyon olarak yaptım.

Köftesi için:
250 gr kıyma
1 adet rendelenmiş soğan
1 yumurta
2-3 dilim ekmek içi (arzuya göre konmasa da olur)
maydanoz
pul biber, karabiber, kimyon, tuz

Püresi için:
1 orta boy patates
1 yemek kaşığı tereyağ
Süt (istenilen kıvama göre ayarlanır)
Tuz
 
Köfte 1 gün önceden hazırlanıp dolapta bekletilir. İstenilen büyüklükte parçalara ayrılan köftelere çanak şekli verilip 160 derecede 20 dakika pişirilir. Daha sonra içlerine patates püresi konulur, üzerine kaşar rendesi eklenir. Tepsiye salçalı suyu karışımı dökülür ve üzerine köfteler konur. 220 derecede 15 dakika kadar pişirilir.


Bu da artık kürt böreği hasretine dayanamayan Merve'nin kolları sıvayıp mutfağa girmesiyle ortaya çıktı :) Hasret kötü bir duygu. Ama gayet güzel oldu. Nefsimizi öldürdük :)



Kabak tatlısının üzerine tahin döküp yemeyi denediniz mi hiç? Eğer cevabınız hayırsa bu bir fırsat olsun ve bir dahaki sefere tahinle yemeyi deneyin. Biz çok beğendik.

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Ne Bulsam Yerim!


Şu sevimli yaratığın bu hallerine hiç aldanmayın! Ne bulsa yiyor yahu. Yemek yaparken mutfak halısının üzerine düşürdüğüm her ne varsa, soğan, havuç, maydanoz... hepsini silip süpürüyor. Ki normalde maması bittiği zaman ona özel hazırlayıp pişirdiğim balığı ya da eti yemiyor hanımefendi. Ama çöp olacak ne varsa indiriyor mideye.

Geçenlerde halıları fırçalarken çıkan tozları kaşla göz arasında aldı ağzına kaçtı. Tabi bu sefer affetmedim, kediyle kedi oldum, koştum peşinden. Neyse ki son anda önleyebildim yutmasını.



Ama bu tişörtümü yemesini önleyemedim :( Kapağı aralanmış bir dolap, çekmece görmesin, hemen içeri dalıp buluyor dişine göre bir şeyler. Bu tişörtüm de öyle gitti. Daha öncesinde de siyah şeritlerin kesiştiği noktadaki kurdelesini yemişti, yakayı da kemirip mideye indirince tam oldu.

Bu şekilde 2 çorap 1 hırka daha gitti. Neden her gördüğü kumaşı kemirip yutmaya çalıştığını araştırdım ama net bir bilgi elde edemedim. Sadece vitaminsizlikten dolayı böyle bir şey yapabileceğini söyleyenler olmuş.

Yine göründü veteriner yolları Prenses bacı :)


30 Haziran 2013 Pazar

1 kare #3


Eşimin bitirdiği son maket. Türkiye'den kargoyla gönderttiği maket malzemelerinin içinden eksikler çıkınca maketi hurdaya çevirmeye karar verdi :) Bence güzel de oldu. Portekizce hocamıza hediye ettik sonra. Türkiye hatırası :)

29 Haziran 2013 Cumartesi

Yemek Yapıyoruz #11



Haziran ayının pazar günlerini arkadaşlarımızla kahvaltıya ayırdık.

Roka salatası; rokaları güzelce yıkayıp elimle büyük büyük böldüm. Çeri domatesi doğradım birkaç tane. Sosu için, 3 yemek kaşığı zeytinyağına 1 yemek kaşığı bal, 2 yemek kaşığı pirinç sirkesi (herhangi bir sirke de olur), 3 diş sarımsak, rendelenmiş parmesan peyniri, karabiber ve tuz koydum. Bu sos birçok salataya yakışıyor bence.

Mayalı arnavut böreğini daha önce de paylaşmıştım. Bu sefer ki biraz daha sert oldu ama yine de güzeldi.

Kahvaltılık acıka; normalde biber salçasıyla yapılır fakat burada biber salçası yok ne yazık ki. Ben de o nedenle büyük bir kırmızı biberi alıp kabuğunu soyduktan sonra küçük küçük doğradım. Bir küçük domatesi de doğrayıp tuzla birlikte kavurdum. Biberler yumuşayınca robottan geçirdim. Böylece biber salçasının yerini tutmasa da biber lezzeti vermiş oldum. Bu kırmızı püreye çok az domates salçası, acı pul biber, kekik, kimyon, karabiber, tuz ve sarımsak ekledim. Dövülmüş cevizlerle susamı da ekleyince harika bir kahvaltılık oldu.

Çilek reçelini bir gün önceden yaptım.

Doğranmış yeşil zeytinlere çeri domatesi doğrayıp maydanoz kıydım. Çok az zeytinyağı gezdirip bir iki damla da limon sıktım.

Mantarlı meze için, mantarları haşladım önce. Daha sonra yoğurt ve mayonez ekledim. 2 diş sarımsak rendeleyip üzerine zeytinyağı gezdirdim. Normalde süzme yoğurtla yapılıyor fakat burada süzme yoğurt bulmak takdir edersiniz ki imkansıza yakın.

Kakolu kurabiyeleri ufak ufak bölüp biraz tereyağıyla yoğurdum. Üzerlerine muz dilimleyip sütlü karamel gezdirdim.

Patates kızartmasını malesef ben yapmadım. Evin kızartma kokmasını istemediğim için eşim hamburgerciden aldı patatesleri.



Sarımsaklı avokado salatası çok lezzetli oluyor. Olgunlaşmış, yumuşak avokadoyu küçük dilimlere böldüm. Üzerine 3 diş sarımsak rendeleyip limon sıktım.


Yumurtalı patates salatasına, taze soğan, kuru soğan, maydanoz, pul biber, karabiber, tuz, sumak, limon ve zeytinyağı ekledim. Sumak bu salataya çok yakışıyor bence.


Bu da tahinli kuru fasülye ezmesi. Düdüklü tencerede kuru fasülyelerin ayarını tutturamayınca hepsinin ezildiğini gördüm. Bir iki darbe de ben vurdum :) ezme yaptım. Humus gibi oldu. Fasülyeleri ezdikten sonra göz kararı tahin, iki diş sarımsak, çeyrek limon, tuz, maydanoz, pul biber, zeytinyağı ekledim. Biz çok beğendik.



Bu sandviç Peru'nun geleneksel tatlarındanmış. 4 dilim tost ekmeğini alıyoruz. Her dilime azar azar mayonez sürüyoruz. Ondan sonra ilk dilimin üstüne haşlanmış yumurtayı dilimliyoruz. 2. dilimi üzerine kapatıyoruz. Domates dilimleyip 3. dilimi kapatıyoruz. Olgunlaşmış avokadoyu da dilimleyip son ekmeğimizi kapatıyoruz. Üzerine ağır bir şey de koyabiliriz, elimizle de bastırabiliriz. İyice birbirine yapıştırıyoruz. Sonra kare şeklinde olan sandviçimizi çaprazlama ikiye bölerek üçgen şeklimizi oluşturuyoruz. Hmmm harika bir şey bu.


Bu minik tatlılar da Arjantin yöresinden efem :) "Rogel torta" diye geçiyor ismi. Normalde kocaman yapılıyor ama ben küçük küçük yapmayı tercih ettim. Hamuru için un ve süt kremasını karıştırıp iyice yoğurdum. Merdaneyle açıp kurabiye kalıpları yardımıyla küçük parçalara böldüm. Daha sonra 200 dereceli fırında pişirdim. Ama ben çok pişirmişim sanırım, biraz daha yumuşak olabilirlermiş çünkü. 10 dakika yeterli olur diye düşünüyorum. 3'er katlı yaptığım bu kurabiyelerin aralarına İspanyolca'da "dulce de leche" diye geçen "süt karameli" ya da "süt reçeli"ni sürdüm. Normalde üzerine yumurta akıyla şekeri karıştırıp bezeler yapılıyor fakat ben sade tercih ettim.

Bu süt reçeli Türkiye'de var mıdır yok mudur bilemem ama tadı acaip güzel bir şey. Karamel seviyorsanız eğer buna aşık olursunuz. Ben tadını küçükken bayramlarda yediğimiz açık kahverengi yuvarlak şekere benzettim. Çok güzel bir tat. İnternetten tariflerini de buldum ama biraz zahmetliymiş. Daha doğrusu 1-2 saat boyunca karıştırmak gerekiyormuş. Yine de merak edenleriniz olursa tarifi şöyle;

Dulce de leche (süt reçeli)
1 litre süt
1 su bardağı şeker
1 çay kaşığı kabartma tozu

Şeker süte eklenip ocakta kaynatılır. Kaynadıktan sonra altını kısıp, kabartma tozu eklenir. Kabartma tozu eklendiği vakit süt iyice kabaracağından derin bir tencere kullanmanızı tavsiye ederim. Orta hararetli ateşte sürekli karıştırılır. 45-60 dakika sürebilir bu süreç. Piştikçe miktarı azalacak, hatta dörtte birine inecektir. Bir süre sonra rengi koyulaşmaya başlayacak, kahverengiye dönecek. Reçel kıvamını aldıktan sonra soğutulup kavonoza koyulur.

Pastalarda, kurabiyelerde, dondurmalarda kullanabilirsiniz bu enfes şeyi. Hatta abartıp benim gibi kaşık kaşık bile yiyebilirsiniz :)

28 Haziran 2013 Cuma

Brezilya'daysam #3

*Brezilya’daysam yabancı kökenli kelimelerin Portekizce’ye birebir çevrildiğine şahit olurum birçok kez.

Hot dog: Cachorro quente - Sıcak köpek (sosisli sandviç)
Reflector: Segurança triple -Güvenlik üçgeni- (reflektör)
Tripot: Tripés -Üç ayak- (tripot)
Vacuum cleaner: Aspirador de pó -Toz emici- (elektrik süpürgesi)
...gibi örnekleri mevcuttur.

*Ve yine yabancı kökenli kelimeleri telaffuz ederken de bizzat her harfi kendi dillerindeki okunuş şekliyle telaffuz ederler. Yani bizim kelimeleri, kısaltmaları, harfleri ingilizce telaffuz etmeye olan merakımız onlarda yoktur aslında.

*Telefonla su veya tüp siparişi verdiğinizde adresi alıp getireceğiz demelerine rağmen ‘sanırım aşırı rahatlıklarından dolayı’ bunu es geçebilir ve sizi saatlerce bekletebilirler. Sonunda dükkana gider kendiniz almak zorunda da kalabilirsiniz.

*Yabancı olduğunuzu farkeden kasiyerler ilk olarak hangi milletten olduğunuzu tahmin etmeye çalışırlar. Ne yazık ki bugüne kadar “Türkiye’den misiniz?” sorusuna nail olamadık. Bununla birlikte 3 kere Amerikalı 2 kere Fransız 2 kere İspanyol 1 kere de Çinli olduk. Evet, Çinli bile olduk!


*Brezilyadaysam ve tatil gününe rast geldiysem –ki tatil yapmayı çok seven bir millet olduklarını söyleyebilirim- dışarıda in cin top oynuyor demektir. Herkes yolculuğa çıkmış, aile ziyareti yapıyordur. Bütün mağazalar kapalıdır tatil günleri başkent Brasília’da. En kötüsü de marketlerin bile kapanmasıdır. Akşamdan ne eksiğin varsa almak zorunda kalırsın. Tatil günü gittiğin şehir parkına giremezsin çünkü orası da kapalıdır. Yani başkentte tatil ilan edilen günde yapabileceğin hiçbir şey yoktur aslında.

*Futbola verdikleri önemi azçok biliriz hepimiz. Ama gerçekten görünenden de fazlaymış verilen önem. En basit maçlarda bile şehrin sesi soluğu kesilir, futbolun nabzı tutulur. Maç esnasında dışarıda bir insan, bir araç görmek oldukça zordur. Her gol oluşunda sesler yükselir evlerden. Futbol heyecanı bir başkadır burada.

30 Mayıs 2013 Perşembe

Yemek Yapıyoruz #10


Kokoreç özlemiyle yanıp tutuştuğum için balık kokoreç denemeye karar verdim :) İki türlüsünü yaptım; bunda dil balığı, midye, karides, ahtapot ve kalamar var. Tabii ki soslarla birlikte. Ama midye buna çok hoş bir tat vermedi bence. bir de sadece dil balığıyla denedim, o daha güzel oldu.


Sebzeleri tanımamda bir problem olduğunu yakın çevrem iyi bilir :) Pazarda dolaşırken her tezgahta aynı sebzeyi görünce merak ettim ve amcanın birine sordum bu nedir diye, o da Portekizcesini söyledi haliyle. Yazılışını istedim, bir bağ aldım ve eve gelip hemen anlamına baktım. Meğerse bizim kara lahana çıkmasın mı :)) Hemen acılı bir kara lahana yemeği yaptım.



Fellah köftesini de ilk deneyişimdi ve ben çok sevdim bunu. Sarımsaklı yoğurt ve domates sosuyla servis ettim.


Tavada eti pişirip üzerine sarımsaklı sos yaptım.


Bu da bir kabak değerlendirme yemeğiydi :) Kabağı enlemesine kesip haşladıktan sonra kavrulmuş eti koydum içine. Yanında da brokoli haşlayıp srımsaklı yoğurtla servis ettim.


Bu yemeği eşimle beraber uydurduk :)  Kabakları enine kesip haşladım önce. Sonra patates püresi yapıp kabakların içine yerleştirdim. Üzerine kavrulmuş et koyup son olarak da havuçları rendeleyip tavada yağla pişirdikten sonra üzerine ekledim. Sarımsaklı yoğurt eşliğinde pek güzel oldu :) Adını da kabak hüpletmesi koyduk :)))


Mantar soteye bayılırımm :)


Evet, bunlar burada bulduğum ilk dolmalık biberler. Renkleri çok açık ama dolma için en ideal biberlerdi.


Veee kazandibi tatlısı :)

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Patinho Feio (Çirkin Ördek Yavrusu)

Portekizce dersi için öğretmenimin verdiği ödevdir kendileri, umarım fazla yanlışım çıkmaz :)

É dever de casa para mim, espero que não tenha errado muito :)


Dona Pata esperou pacientemente que os ovos rachassem. Os ovos começaram a rachar mas o último ovo rachou depois. O patinho era diferente dos outros ovos. Dona Pata disse “o patinho é muito feio” e Papai Pato falou “ele não pode ser nosso filho!”

O patinho sentiu que ele era diferente dos irmãos dele e ele se preocupava. Eles não gostavam dele. O patinho pegou a estrada para encontrar amigos. Ele foi para a fazenda e o caçador quase acertou ele. Mas ele se salvou no último momento. Ele pegou a estrada de novo. Ele viu o lago e cisnes. Ele foi até os cisnes e falou com eles. Ele pensou que ele era igual aos cisnes. E ele disse “eu não sou o patinho,  eu sou o cisne!” Então eles se juntaram e ele ficou feliz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...