26 Ocak 2014 Pazar

Bir Brezilyalının Gözünden Türkiye

Brezilyalı bir arkadaşım 2-10 Ocak 2014 tarihleri için Türkiye'ye gitmek üzere biletini 1 ay önceden aldı. Ailem, kızkardeşim Ayşegül ve onun arkadaşı Hacer çok iyi ağırladılar benim canım arkadaşımı. İstanbul'un tarihi yerlerini, turistik mekanlarını, alışveriş merkezlerini birlikte gezdiler. Kahve falı bile baktılar hep birlikte :) Bense ancak kıskanmakla yetindim. Gerçekten orada, onlarla birlikte olmayı çok isterdim. Ama neyse ki biz de o tarihlerde Rio'daydık da bu şekilde avundum biraz :)



Türkiye'deki son gecesinde ailece yemek yediler bizim evde. Ayşegül bana anbean görüntüleri ve sesli iletileri gönderiyordu, neredeyse ben de oradaydım :) Babam "maşallah"ı öğretmiş, gururla söylüyordu bana. Arkadaşım "Merve, çok kilo aldım burada. Yemekler müthiş. Brezilya'ya dönünce Türk restoranı açıp zengin olacağım." diye espriler yapıyordu. Ayşegül'le Hacer dil bilmenin verdiği haklı gururla anne ve babamın arkadaşımla anlaşma çabalarını anlatıp anlatıp gülüyorlardı :)


Annem bizim çeyizimizden, örme, uzun bir çorabı hediye etmiş arkadaşıma. Hem işini görmüş o soğukta hem de Türkiye'nin kültürüne ait bir hatıra kalmış ona.

Brezilya'ya döndüğünde biz gittik havaalanından almaya. Eşim valizleri yukarı çıkardığında "maşallah, maşallah" diye bir tepki gördük arkadaştan :)

Daha sonra 4-5 kez görüştüm arkadaşımla. Ve her buluşmamızda hala delicesine Türkiye'den konuşuyoruz. Döndükten sonraki ilk buluşmamızda çok heyecanlıydı. "İstanbul'a aşık oldum, ne ilginç, ne değişik bir şehir. İstanbul'da yaşamak isterdim." deyip durdu. Belki 10 kez söylemiştir bunu. Gerçekten inandım İstanbul'u sevdiğine. Hatta o kadar ki, benden Türkçe ders almaya başladı. Bir dahaki Türkiye seyahatinde Türkçe konuşacakmış. Azim diye ben buna derim :)

Anneme "annecim" babama "baba" diye hitap ediyor. Herkesi çok sevmiş, Türk aile yapısına hayran kaldığını dile getiriyor sürekli. "Ailen birbiriyle ne kadar ilgili. Annen bize, gideceğim sabah kahvaltı hazırladı. Benim annem olsa uyurdu." dedi. Bu ilgi hem çok şaşırtmış hem de çok hoşuna gitmiş. Babam zaten işini fazlasıyla iyi yapan biri olduğu için valizi hazırlamasında bile yardımcı olmuş arkadaşıma. Benim gönderdiğim emanete benim istediğimden çok daha iyi bakmışlar.

Hacer, Ayşegül, Priscilla

Son buluşmamızda tek tek iki ülke arasında gördüğü farkları söylemesini rica ettim. Türkiye'ye gitmeden önce olumsuz önyargıları vardı Türkiye'ye karşı. Aslı doğru veya yanlış olsa da, Türkiye'ye ilk kez giden bir yabancı için ilk izlenimlerini merak ediyordum. Aynen şunları dile getirdi:

*Türkiye daha kapalı, daha az özgür bir ülke gibi. Brezilya her anlamda daha açık, sanki daha özgür.
*Türkiye'nin insanı çok milliyetçi, ülkesini seven ve bununla gurur duyan insanlar. Brezilyalılar ise yabancı ülke özentisi.
*Türkiye daha kültürel değerlere sahip bir ülke. Geleneklerine bağlı ve Brezilya'ya göre manevi değerlere daha önem veren bir ülke.
*Türkiye'deki herkes sigara içiyor.
*Türkler fiziksel olarak Brezilyalılara çok benziyor.
*İstanbul'daki barlar Brezilya'daki barlara göre daha sakin.
*İstanbul'daki insanlar daha ciddi, daha az gülüyorlar. Ama Kocaeli'ndeki insanlar daha güleryüzlüler.
*Camiler çok büyük, çok etkileyici.
*Türkiye'de evlere ayakkabısız girildiği için evler daha temiz.
*Türkiye'nin peynirleri çok daha lezzetli.
*Pahalı olmayan bir ülke. Her şey çok ucuzdu. Mesela Sephora'dan aldığım krem Brezilya'da 60 lirayken Türkiye'de 10 liraydı. Mağazalarda 9,90'a bile tişört vardı.

Brezilya gerçekten pahalı bir ülke. Burada ne zaman onunla alışverişe çıksak "Her şey çok pahalı." diye yakınır, o 10 alıyorsa ben ancak 1 alırdım. Nedenini anlatırdım ama anladım dese de tam olarak idrak edemezdi. Ama gitti ve aradaki farkı kendisi gördü ve döndüğünde bana "Yerinde olsam Brezilya'dan hiçbir şey almazdım." dedi.

Bir Brezilyalının düşüncelerindeki "olumsuz Türkiye önyargısı" tamamen kırılmış, bu sefer de Türkiye'nin cennet olduğuna şiddetle inandığı "aşırı olumlu Türkiye önyargısı" peydah olmuştur :)) Bunun kimseye zararı yoktur nitekim :)

20 Ocak 2014 Pazartesi

Brezilya'da Noel Kutlaması

Portekizce hocamızın annesi, 24 Aralık akşamını onlarla geçireceğimize dair bizden 2 ay öncesinden sözü aldı. Biz zaten farklı kültürleri tanımak adına bu tür davetlere dünden razıyız. Nitekim 24 aralık akşamı evlerinde verilen kutlamaya gitmek için yola düştük.




Yeni aldığım baton kek kalıbına kafayı taktığım için kek manyağı olduğumuzu yazmıştım :) Giderken üzümlü, cevizli kek yaptım ben de.

Atıştırmalıklar

Atıştırmalıklar
Annesi bizi en içten duygularla, güler yüzüyle karşıladı. Daha önce de demişti; "Ben senin Brezilya'daki annenim" diye. Hocamız henüz evde değildi. Kiliseye gittiğini söyledi annesi. Biz de onlar gelene kadar evi gezelim dedik. Salonu süslemişler, cıvıl cıvıl olmuş. Her yerden noel baba çıkıyor karşımıza :) kimisi şarkı söylüyor, kimisi bacaya tırmanıyor, çeşit çeşit oyuncaklar. Köşede yılbaşı ağacı. Zaten annesinin oyuncak çılgını olduğunu biliyorduk. Daha önce Betty Boop koleksiyonunu göstermişti bize.




Yavaş yavaş misafirler gelmeye başladı. Tanımadıklarımızla tanıştık. Sohbet muhabbet derken sıra geldi hediyeleri dağıtmaya. Annesi ufak bir konuşma yaptı önce. Daha sonra herkese aldığı hediyeleri dağıttı tek tek. Bana iki kişilik fincan takımı almış. Çünkü biz çayı çok seviyormuşuz :)

Daha sonra hediye değişme oyunu başladı. Her davetli gelirken 20 reali geçmeyen hediye alıp gelmişti. Bu hediyler ortaya kondu. Herkes bir numara çekti torbadan. İlk sayıyı çeken kişi hediyelerden birini gözüne kestirdi ve aldı. Hediyeyi dokunmadan, sadece bakarak seçebiliyorsun tabii. Daha sonra 2, 3, 4... bu şekilde devam etti. Bana çerçeve çıktı, beğenmeyip daha önce başkasına çıkan makyaj çantasıyla değiştirdim. Benden sonra hediye seçen kişi küçük bir kız çocuğuydu. Ondan 2-3 yaş büyük abisi onun adına geldi ve benden makyaj çantasını aldı :) Bana da elindeki küçük mumları verdi. Oyunun sonunda mumları da o çocuğa verdim. Küçük bir çocuk, hediyesi değiştiği için başladı ağlamaya, geri verdiler sonra tabii :) Bu oyunda çok güldük, çok eğlendik.

Hediye Değişme Oyunu
Zaten o kadar gülmeye odaklılar ki, yere düşen bardağa, kırılan eşyaya... her şeye hep bir ağızdan güldüler. Gülmek bulaşıcıymış, hepberaber güldük her ayrıntıya.

Sonra herkes ayağa kalktı. Bu sırada annesi "Biz dua edeceğiz, isterseniz siz katılmayabilirsiniz" dedi. Biz de katıldık ama. Herkes elele tutuştu, daire yapıldı. Benim bir elimde telefon, video çekiyorum :) Dua yapıldı. Annesi bize özellikle teşekkür etti.


Yemek faslına geçti sıra. Malum, hindi olmazsa olmazlarıydı. Bizim et ve türevlerini yemediğimizi biliyorlar. Bu sebeple bizim için balık da yapmışlar. O kadar saygılılar ki bize karşı... Birbirlerine karşı nasıllar bilmiyorum ama, bizi yargılamıyor ve sorgulamıyorlar. Nitekim biz de onları... Karşılıklı saygı olunca gerisi fasa fiso oluyor.



Saat gece 12'yi gösteriyordu artık. Yemek çok geç saatte yenildi. Daha sonra tekrar oyun faslına geçildi. Evin bahçesine çıktık. Kızlara atlama ipi dağıtıldı. Takılmadan en uzun süre atlayan galip geliyor. Bana torpil mi geçtiler bilmiyorum ama çikolata kazandım :)) Sonra içi çikolata ve şekerlerle doldurulmuş büyük balonları astılar tavana. 3'e kadar sayıp iğneyle patlattı teyzenin biri. Biz de en çok kim toplayacak yarışında bulduk kendimizi. Eminciğim ne oluyor ne bitiyor anlayamadan ben manyak gibi dolu çikolata toplamıştım bile :))) çocuklar gibi eğlendik.



Sonra tabuya benzer bir oyun çıktı meydana. Bizler fahri izleyiciler olarak katıldık. Sonra ısrarlara dayanamayıp ben de kalktım anlatmaya. Şansıma kolay bir kelime çıktı "abajur". Takımıma bir puan kazandırıp yerime geçtim :)



Saat gece 1'i geçmişti bile. İzin isteyip kalktık artık. Çok ama çok eğlenceli bir gün oldu bizim için. Uzun zamandır böyle çocuklar gibi eğlenmediğimi farkettim. Terapi gibi geldi. Güzeldi...

Hediyelerimiz :)

O güne ait bir de video var. İyi seyirler :)

14 Ocak 2014 Salı

Brezilya'da Mutfak Kültürü: Palmito

Daha önce açai ağacının meyvelerinden yapılan açai tatlısından bahsetmiştim. Yazıya gitmek için tıklayın. Bu yazımda da yine açai ağacından elde edilen palmiye kalbinden bahsedeceğim.


Bir çeşit palmiye ağacı olan açai ağacının genç sürgünlerinin içinde bulunan beyaz etli kısma gelene kadar kat kat soyulmasıyla ortaya çıkan bir yiyecektir. Diğer palmiye ağaçlarından da üretiliyor. Brezilya'daki adı da; palmito.

Palmitonun enine kesiti. Bu şekilde katmanları belli oluyor.

Brezilya'da marketlerde ve pazarlarda konserve kavanozlarda satılıyor. Tadı biraz enginarı andırıyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla pizza, hamur kızartması, makarna, salata ve mezelerde kullanılıyor bu yiyecek. Avokado ve konserve mısırla çok lezzetli salatalar elde edebiliyorum :) pirinç sirkesi veya balzamik sirkesi de tamamlayıcı unsur oluyor salatada.

Palmitoyla yaptığım salata
Türkiye'de marketlerde satılmıyor bu ürün ama internette bazı sitelerde "palmiye kalbi" diye satılıyor. Bence denemeye değer.

31 Aralık 2013 Salı

Yemek Yapıyoruz #17



Kahvenin en çok buzlu halini severim ben. Her türlü tarifini denedim bu sebeple. Bu yaptığım buzlu filtre kahveydi. Önce kahveyi buz kalıplarına döküp geceden dondurdum. Sabah da bardağı buzluğa koydum ki buzlu kahvenin hakkını verelim :)  Bardak soğuduktan sonra taze yapıp soğuttuğum kavemi buzlarla birlikte bardağa koydum. Üzerine de Brezilya'da "leite condensado" diye geçen, şekerli yoğunlaştırılmış süt ekledim. Beyaz çikolatanın eritilmiş haline benziyor tadı. Ve afiyetle içtim :)


Kendi yaptığım pesto soslu makarna. Ben fesleğen, zeytinyağı, tuz ve sarımsak kullandım bu sosta.


Bunlar da eşimin yaptığı suşiler. Dönem dönem suşiye doyamaz hale geliyoruz. 3-4 kere peşpeşe gidilen restoranlardan sonra tekrar evde üretime geçmeye karar verdi.
Japon restoranından birazcık saşimi aldık, yanında gari (zencefil turşusu) ve vasabi de geldi. Onlarca suşi elde ettik bu malzemeyle :)



Üzümlü cevizli baton kek. Küçücük bir baton kalıp buldum ve kek manyağı olmak üzereyiz.

Bu tarif için malzemeler (küçük baton kalıp için)

1 yumurta
1/3 su bardağı şeker
1/3 su bardağı süt
1/4 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı un
Yarım paket kabartma tozu
1 limonun kabuğu veya yarım limonun suyu (arzuya göre vanilya)
Birer avuç dövülmüş ceviz ve kuru üzüm

Yapılışı
Yumurta ve şeker köpürünceye kadar çırpılır. Limon kabuğu ve vanilya eklenir. Daha sonra süt, elenmiş un ve kabartma tozu eklenir. Ceviz ve üzümler önce bir kasede una bulanırlar ki kek hamurunun içinde dibe batmasınlar. Daha sonra unlu şekilde hamura ilave edilir ve spatulayla birkaç kez karıştırılır. Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbına dökülür ve içindeki hava kabarcıklarının çıkması için kalıp birkaç kez tezgaha vurulur. Önceden ısıtılmış 170 dereceli fırında yaklaşık 45 dakika, üzeri kızarıncaya kadar pişirilir.


Bir pazar kahvaltısı.


Çok sevdiğim havuç suyu.


Türkiye'deyken bizzat Özbek bir kadından Özbek pilavı yemiştik. Bol havuçlu, tavuklu bir pilavdı, enfesti. Ben de oradan esinlenerek havuçlu pilav yapmaya karar verdim. Valla hiç fena olmadı :)



Bu baton kalıbı her türlü kullanmam lazım diyerek yaptığım tost ekmeği. Dışarıda satılan tost ekmeklerinde değişik bir tat var sevmediğimiz. Bu ekmek zirveye oturdu bizde. Tarifi şöyle:

Malzemeler (Küçük baton kalıp için)
270 gr un
160 ml ılık süt
40 gr tereyağı
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 çay kaşığı tuz
2,5 gram hazır kuru maya (Bir paketin dörtte biri)

 Yapılışı
Un, şeker, tuz, maya bir kapta karıştırılır. Mikserin düşük hızında, yavaş yavaş tereyağı ve ılık süt eklenir. Ben tereyağını mikrodalgada eritiyorum. 10 dakika boyunca yoğurulur. 1 saat kadar mayalandırılır. Daha sonra tekrar 2 dk kadar yoğurduktan sonra merdaneyle dikdörtgen açılır. Zarf şeklinde dörde katlanır ve o şekilde kalıba yerleştirilir. 1 saat kadar tekrar mayalandırılır. Fırına vermeden önce fırın 190 dereceye ayarlanır ve fırının içine 15-16 kes su püskürtülür. Veya yanmaz bir kapta fırının bir kenarına su konur ki ekmek olabildiğince buharda pişsin. Fırına girecek olan hamurun üzerine de su püskürtülür ve en alt ızgarada üstü hafif kızarana kadar pişirilir. Piştikten sonra tekrar üzerine su püskürtülür ki dışı kabuk bağlamasın. Soğuduktan sonra servise hazırdır. Bu ekmeği yapmak yoğurma, 2 kez mayalama, pişirme, etrafı toparlama :) dahil 3 saati almaktadır.


Bu da kendi yaptığım ekmeğimin tost olmuş hali.


Baklavalık yufkadan yaptığım tahinli çıtır kurabiyeler. 2 kat yufkanın arasına tahin sürüp şeker serptim. Üstteki yufkaya da aynı işlemi uygulayıp biraz da ceviz serptim. 180 derecede pişirdim.


Karnıbahar kızartması.


Parmesan peynirli, salça soslu makarna.


Baklava kardeş :)


Tavuklu pilav ve ayran, off ne özlemişim tavuğu yahu. Uzun zaman tavuk istemedi canım, yaklaşık 4 ay sonra yaptığım tavuklu pilava doyamadım.


Fırında patatesli köfteler.


Yoğurtlu brokoli salatası.


Anneciğimden arakladığım bu buharda pişirme aparatı çok kullanışlı bir şey. Daha önce ıslak hamburger yapımında kullanmıştım. Bu sefer somonda kullandım. Somonun bütün yağı tenceredeki suda kaldı ve hafif bir akşam yemeği oldu.

Balığı tuzlayıp aparatın üzerine koyduktan sonra biraz karabiber serptim. Defne yaprağı, limon dilimi, soğan halkaları ve maydanozla birlikte ağzı kapalı şekilde yaklaşık 7-8 dakika kadar pişirdim.


 Bu da balığın pişmiş hali.


Tarçınlı, karanfilli çay enfes bir şeymiş.


Ve köpüklü sıcak çikolata. Cezveye sütü koyup içine iki tatlı kaşığı kadar nutella attım. Kaynayana kadar karıştırdım. Bardağa alıp üzerine köpük sıktım. Mis miss :)

3 Aralık 2013 Salı

Brezilya'da Mutfak Kültürü: Açai Dondurması

Marketten alıp evde hazırladığım açai

Açai (asai diye okunur) Brezilya'da yetişen bir palmiye ağacı. Bu ağacın dallarının içindeki kalbinden ve meyvesinden faydalanılır bildiğim kadarıyla. Palmiye kalbi denen bu gıda marketlerde konserveler halinde satılıyor burada. Palmito diye geçiyor ismi. Tadı biraz enginarı andırıyor sanki. Bu ağacın bir de meyvesi var ama tek başına yenecek kadar lezzetli değil. İlk geldiğimiz zamanlar adını sanını bilmeden almıştık bu açai meyvesini. Bir kısmını yiyememiştik bile. Acımsı, garip bir tadı vardı. Meğer bu meyvelerden dondurma gibi bir tatlı yapılıyormuş burada. Açai meyveleri püre haline getiriliyor, içine muz ve guarana şurubu ekleniyor ve tekrar püre haline getiriyilor bu karışım. Guarana şurubu da guarana meyvesinden elde ediliyor. Buz gibi, soğuk servis ediliyor açai tatlısı. Bu sebeple de dondurmayı anımsatıyor. Üzerine de, coco pops, muz dilimleri, müsli, fıstık, mısır gevreği gibi parçacıklı şeyler ekleniyor. Ve yerken tadına doyulmuyor bu şeyin. Her yiyişimizde "Yok yok, ne yapıp edip bunun ticaretini Türkiye'ye götürmeliyiz" diyoruz.

Açai yeme mekanımız Samuçai

Marketlerde hazır paketler halinde de satılıyor bu açai dondurması. Siz evde el blendırıyla çırpıp, yenecek kıvama getiriyorsunuz. Üzerine de istediğiniz şeylerden ekliyorsunuz.

Süper bir antioksidanmış açai meyvesi. Üzümün 15 katı derecesindeymiş antioksidan kuvveti. Bunun yanında kalori bombası tabii.

Samuçai'deki açai tabağım
Her cumartesi market ve pazar alışverişini yapmak üzere saat 8.00-8.30 gibi koyuluyoruz yola. Gittiğimiz yer 18-20 km kadar uzaklıkta, şehrin dış kısımlarında kuruluyor. Önce pazar alışverişini yapıyoruz 12.00'de pazar kaldırılıyor çünkü.Daha sonra büyük ve toptancı marketlerden aylık ya da haftalık alışverişimizi yapıyoruz. Oradan da doğru açai yemeye :) Açai'yi çok güzel yapan bir yer var o bölgede, biz de Türk arkadaşlarımız vasıtasıyla öğrendik. Önceleri 300 ml'lik bardaklarla başladık açai çılgınlığına. Şimdi beni 500 ml kesmiyor arkadaş :) Brezilyalılar 1000'liklerden alıyorlar. Bizim de gidişat onu gösteriyor :)

Her cumartesiyi iple çeker olduk. Korkunç pazar ve market alışverişlerine güle oynaya gider olduk, varın siz düşünün ne menem bir şey olduğunu :))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...