Türkiye'ye gitmeden, boyayabildiğim kadar ahşap boyadım. Bugüne kadar birçok boyama yaptım ama korkarım elimde bir tane bile yok :) Ama ben paylaşmayı çok seviyorum :)
Bu takı kutusunu terapideymiş edasıyla kahverengiye boyadım önce :) Sonra bir kat daha çekip sağlamlaştırayım istedim ama o da ne? Kahverenginin başka bir tonunu sürmüşüm ikinci defasında. Her fırça darbesi daha da kararttı kutuyu, etrafıyla uyumu bozuldu. Terapi odası bir anda yıkılıp yerini dehşet odasına bıraktı o an :p Evet, önce canım sıkıldı ama doğru kahverengi tonunu bulduktan sonra sabırla uğraşıp eski rengine çevirdim.
Ön tarafındaki deseni eşimle beraber yaptık. Çiçek desenli "stencil" şablonunu özenle yapıştırdık kutuya. Sonra eşimin maketlerini boyamak için kullandığı kompresörle boyayı püskürttük. Sanırım bu stencil tekniğinde fırça veya sünger de kullanılıyor ama ben beceremedim henüz.Fırçayla ve süngerle denedim ama şablonun altından boya sızdı ve şekli bozdu tamamen.
Kutunun kapağına da peçete dekupaj yaptım. Ve çok sevdiğim birine hediye edildi kendisi.
Bu takımı birbirinden ayırdım ne yazık ki :) Aslında amacım takım yapmak değildi, farklı zamanlarda boyadım bunları ama biraraya geldiklerinde güzel oldular. Bunlar da sevdiklerimize hediye edildiler Türkiye'de.
Ben bu kutulara aşık oldum :) Birisi İstanbul'daki diğeri de Ankara'daki canım annelerime hediye edildiler.
Bu takı kutusunu da ablacığım için yaptım. Hamurdan kalpler yapıp beyaza boyadım ve kutuya tutkalla yapıştırdım.
28 Eylül 2013 Cumartesi
10 Eylül 2013 Salı
Emin'ciğimin Gözünden Brezilya #2
Brasília Katedral ve çanlar.
Katedral girişindeki heykellerden biri.
Katedral içindeki çarmıh.
Katedral içindeki figürler.
Adalet Sarayı
Adalet Sarayı
Adalet Sarayı
Ulusal Kongre Binası
Televizyon Kulesi
Ve kamera arkası :)
31 Ağustos 2013 Cumartesi
Yemek Yapıyoruz #13
"Çocuk menüsü" diyorum ben hiçbir çocuğun hayır diyemeyeceği köfte-pilav-patates kızartması üçlüsüne :)
Japon turbundan turşu yaptım. Soya sosu, sarımsak, tuz, sirke ve acı biberi bir kaba koyup doğranmış Japon turbunu ekledim ve 3-4 gün buzdolabında kapalı bir kapta beklettim. Normal kırmızı turptan da yapılabileceğini düşünüyorum. Çok lezzetli bir turşu oldu. Özellikle balık yemeklerinin yanına çok yakıştı.
Tatlı su balığı olan "tilapia" ve yanında turp turşusu :)
Tavada levrek balığı yaptım.
Tavada somon ve yanındaki de avokado püresi. Balığın yanına çok yakışan bu meze türü yiyecek için; 1 avokadoyu püre haline getirdim. İçine 1 yemek kaşığı kadar yoğurt koydum. İncecik doğranmış sarımsak ve dereotunu ekledim. Tuz, zeytinyağı ve biraz da limon ekledim son olarak.
Bu da yine avokado püresi ama bunda yoğurt kullanmadım. Sanırım yoğurtlu hali daha güzeldi.
Geleneksel bir Peru yiyeceği olan ceviche (seviçe)'yi açık büfe suşi restoranında görmüştüm eşimle. Nasıl bir şey olduğu hakkında hiçbir bilgimiz yoktu ama "nasıl olsa deniz ürünü, ne kadar kötü olabilir ki" mantığıyla denemeye karar verdik. İyi ki de denemişiz. Baksanıza hemen mutfakta seviçe yapmaya giriştim :)
Seviçe için levrek kullandım ben. Balığı ince uzun şekilde doğradım önce. Sonra üzerine limon ve portakal suyu sıktım bolca. 1 gün bu şekilde buzdolabında beklettim. Balıklar limon ve portakalın asidiyle piştiler. Ertesi gün limonun suyunu süzüp balıkların üzerine incecik doğranmış kuru soğan, incecik doğranmış turp, kök zencefil, pul biber, tuz, ince doğranmış maydanoz, taze nane, karabiber ve zeytinyağı ekledim. Kızarmış ekmekle servis edilmesi tavsiye ediliyor.
Biz bu tarife bayıldık. Farklı tatlara açıksanız kesinlikle denemelisiniz.
Bu sigara böreği tarzı börekleri yapmak için Asya mutfağına ait "spring rolls" denilen böreğin hazır olarak satılan yufkasını kullandım. Sünger gibi incecik bir yapısı var yufkanın. Börek için hazırlanan sostan fazla sürünce birden sönüveriyor yufka. Zaten Asya mutfağında da sossuz şekilde içine sebze koyularak kızartması yapılıyor. Ben kızartmak istemediğim için içlerine çok az börek sosu ve üzerlerine yumurta sarısı sürüp fırında pişirdim. Çıtır çıtır oldular. Yufkanın marifeti :p
Meksika mutfağına ait olan "água fresca" (taze su, taze içecek) olan bu içeceği yapmak için önce karpuzları çekirdeklerinden ayıklayıp blendera attım. Üzerine taze nane, çok az da kök zencefil ekledim. Mmmm muhteşem bir şey bu.
Marakuja suyu burada çık sık ve severek içtiğimiz taze meyve suyu. Keşke Türkiye'de de olsa bu meyveden dedirten bir kokusu var. Ekşi bir tada sahip, çekirdeklerini kabuğndan ayıklayıp blenderda çeviriyorum, üzerine az iktarda su ve arzuya göre şeker ilave ediyorum. Portakal suyu da ekleniyor bu meyve suyuna. Çok hoşuma gidiyor benim.
Marakuja pasiflora bitkisinin meyvesidir. Bu sebeple de sakinleştirici, yatıştırıcı bir özelliği vardır. Brezilyalıların neden bu kadar sakin ve rahat olduklarının cevabı olabilir :)
Pancar salatası için önce pancarları haşlayıp ince uzun doğradım. Sonra sarımsak, maydanoz, taze nane doğrayıp ekledim. Üzerine zeytinyağı ve tuz ekledim.
Bir pazar sabahı Brezilyalı arkadaşımızla kahvaltı yaptık. Acuka yaptım kahvaltılık için. Beğenmeyeceğini düşünüp az yapmıştım ama o kadar hoşuna gitti ki tarifini istedi benden :)
Daha sonra da lokum eşliğinde Türk kahvesinin tanıtımını yaptım kendilerine :))
30 Ağustos 2013 Cuma
30 Ağustos Zafer Bayramı'mız Kutlu Olsun
Brezilya'nın Türkiye Büyükelçiliği'nde düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı için Portekizce hocamızı ve sevgilisini de davet ettik. Onlar da sağolsunlar bizi kırmadılar ve güzel bir akşam geçirmiş olduk.
İlk olarak klasik pozlarımızı verdik davetliler gelmeden önce :)
Davetliler birer birer içeri girerken hocamız ve sevgilisi göründü kapıda.
Havuzun kenarında bir köşe bulduk kendimize ve başladı muhabbet. Oradan buradan, Prenses bacıdan, Türkiye'den, yemeklerden konuştuk saatlerce.
Akşamın ilerleyen saatlerinde Brezilya'daki son 1 yılımızın içinde olduğumuzu söyledim ve hocamız Tarciana çok üzüldü o anda. Allah biliyor ya, ben de çok üzülüyorum ama her zaman her cümleye yakışan o tek kelime dökülüyor dudaklarımdan; hayırlısı...
İlk olarak klasik pozlarımızı verdik davetliler gelmeden önce :)
Davetliler birer birer içeri girerken hocamız ve sevgilisi göründü kapıda.
Havuzun kenarında bir köşe bulduk kendimize ve başladı muhabbet. Oradan buradan, Prenses bacıdan, Türkiye'den, yemeklerden konuştuk saatlerce.
Akşamın ilerleyen saatlerinde Brezilya'daki son 1 yılımızın içinde olduğumuzu söyledim ve hocamız Tarciana çok üzüldü o anda. Allah biliyor ya, ben de çok üzülüyorum ama her zaman her cümleye yakışan o tek kelime dökülüyor dudaklarımdan; hayırlısı...
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Meraklı Kedi; Prenses
Her zaman olduğu gibi yine geçmiş pencerenin önüne, gelen gideni izliyor. Şansına böcek, sinek görürse avlanmaya çıkıyor :)
Pür dikkat izliyor insanları. Aslında 2 insanla birlikte yaşıyor ama insanlardan çok çekiniyor. Eve gelen misafirlerden dahi... En az 5 kere görmesi gerekiyor alışabilmesi için o insana.
Şunun masumiyetine ve merakına bakar mısnız :)
Bu da süt kolisinin Prenses Hanım'a yatak olmuş hali. Kendi süslü yuvasında uyumaz hanımefendi, gider nerede çöpe atılacak bir şey var, ona tutulur. Bu süt kolisinin içine girip uyuyunca ben de kıyamadım atmaya koliyi, içine minder koydum al senin olsun dedim artık, ne yapayım. Hayır koliye sığsa içim yanmayacak :))
O güzel bakışlarına kurban olsunlar.
Bunlar da uyku halleri yaramaz kuzunun :)
Ve koridordaki kilimin karşı odaya kadar uçması, yine 4 patili bir canavarın marifeti :)
Pür dikkat izliyor insanları. Aslında 2 insanla birlikte yaşıyor ama insanlardan çok çekiniyor. Eve gelen misafirlerden dahi... En az 5 kere görmesi gerekiyor alışabilmesi için o insana.
Şunun masumiyetine ve merakına bakar mısnız :)
Bu da süt kolisinin Prenses Hanım'a yatak olmuş hali. Kendi süslü yuvasında uyumaz hanımefendi, gider nerede çöpe atılacak bir şey var, ona tutulur. Bu süt kolisinin içine girip uyuyunca ben de kıyamadım atmaya koliyi, içine minder koydum al senin olsun dedim artık, ne yapayım. Hayır koliye sığsa içim yanmayacak :))
O güzel bakışlarına kurban olsunlar.
Bunlar da uyku halleri yaramaz kuzunun :)
Ve koridordaki kilimin karşı odaya kadar uçması, yine 4 patili bir canavarın marifeti :)
Etiketler:
kedi,
kedi aşkı,
meraklı,
meraklı kedi,
prenses,
uyku,
uykucu kedi,
yaramaz kedi
24 Ağustos 2013 Cumartesi
Emin'ciğimin Gözünden Brezilya
Haftasonları fırsat buldukça fotoğraf makinemizi, suluklarımızı ve yolda atıştırmak üzere yiyeceklerimizi yanımıza alıp düşüyoruz yollara. Bina, araba, ağaç, insan... ne çıkarsa karşımıza fotoğraflamaya başlıyor eşim. İstediği manzarayı yakalayabilmek için şekilden şekle girdiği de oluyor, belki 15 tane çekip 14'ünü elediği de... :) Ben de yanında çırak gibi geziyorum, elimde bilimum fotoğraf makinesi malzemeleriyle. Eee sanat ve sanatçı aşığıyız ne de olsa :))
Fotoğraf sanatçımız: Mehmet Emin CİHAN
Fotoğraf sanatçımız: Mehmet Emin CİHAN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












